Almanya’nın Kabul Ettiği Sözde Tasarı Hakkında Mülahazalar

Anasayfa / Almanya’nın Kabul Ettiği Sözde Tasarı Hakkında Mülahazalar
Bizden Haberler

Türkiye Gelişim Merkezi TÜGEM Platformu

Almanya Parlamentosunda Kabul Edilen Sözde Ermeni Soykırımı Tasarısı Hakkında Mülahazalar

Ermeni lobisi karşısında stratejilerimiz her zaman bir adım önde olmalı!

Türkiye Gelişim Merkezi TÜGEM Platformu olarak, Almanya Parlamentosunda kabul edilen sözde tasarı konusunu doğru okumak ve önerilerde bulunmak adına fikir paylaşımları yapılmıştır.

Durum Tespiti;

  1. Almanya en fazla ihracat yaptığımız ülke, buna karşın Almanya’nın en çok ihracat yaptığı 14. ülkeyiz.
  2. Almanya sözde soykırım tasarısını kabul eden 29. ülke.
  3. Almanya’nın ihracat oranlarına bakarsak son 2014-2015 yılları arası verileri karşılaştırdığımızda BAE ve Meksika dışında ilk 40 ülke bazında tümünde ciddi bir düşüş yaşıyor. Almanya dışa açılım konusunda köşeye sıkıştırılmış bir görüntü sergiliyor. Rusya ile son iki yıl karşılaştırmasını değerlendirdiğimizde ise yarı yarıya ihracatta bir düşüş söz konusu. Tabi ki bunda Ukrayna meselesi baş etken oldu. Bkz. www.ekonomi.gov.tr
  4. Türkiye savunma stratejisinden hücum stratejisine bir türlü geçememekte ve haklı olduğu konularda dahi haksız bir fotoğraf ortaya çıkmaktadır.
  5. Türkiye, Almanya ve AB ile Suriyeli mülteciler üzerinden ciddi bir uzlaşma sürecinin sonuna yaklaşmıştı.
  6. 14 Kasım 1914 yılında müttefikimiz Almanya ile birlikte resmen 1. Dünya Savaşına dahil olmak zorunda kaldık. Yani bahsi geçen 1915 yılında gerçekleştiği ileri sürülen sözde soykırım – tehcir olayından yalnızca bir sene önce.
  7. Osmanlı daha kurulmadan önce Selçuklu hakimiyetindeki bölgelerde beylik olarak yaşamlarını sürdüren Ermeniler, Bursa’nın fethi ile Bursa’ya İstanbul’un Fethi ile de İstanbul’a taşınmışlardır. İstanbul’da bir patrikhane kurulmasına dahi müsaade edilmiştir. Gülhane Hattı Hümayununda azınlıklara verilen haklardan bir kısmı azınlıkların elinden alınana kadar Ermeniler Osmanlı hükümranlığı içerisinde rahat içerisinde yaşamışlar, bir kısım hakları ellerinden alındığında da türlü isyanlara tevessül etmişlerdir.
  8. Türkiye’nin uluslararası ilişkilerde özellikle İslam Dünyası içerisinde yükselişini durdurma ve yavaşlatma gayreti.
  9. Türkiye’yi bölgesindeki sorunlara mahkum etmek.
  10. Türkiye’nin kendi içindeki barış ortamını ve motivasyonunu bozmak,
  11. Almanya ve AB, Türkiye’nin terörle mücadele meselesi, mülteci meselesi ve AB Üyeliği meselesindeki kararlı duruşunu bu hamle ile zayıflatmak.
  12. Bu kurgunun yapılmış olmasının bir nedeni de yaklaşmakta olan seçimler öncesinde Türkiye’ye yakınlaşmış bir Merkel’i kurtarmaktır.
  13. En fazla Türk’ün yaşadığı Almanya’da Türkiye aleyhinde bir kararın parlementodan bu kadar kolay geçmiş olması da düşündürücüdür. Almanya’da dahi organize olamayan, lobicilik yapamayan, etkisi olamayan bir görüntü, varolduğuna inandığımız gücümüze yakışmayan bir görüntü olarak kalmıştır.
  14. Almanya, Rusya kapısı daralınca, mülteci akını olunca ve Akdeniz- Hazar havzasında tek başına hareket edemeyecek duruma gelince, Türkiye’yi sıkıştırma yoluna gitti. Almanya’nın yalnızca bu hamlesi tek başına yeterli görünmüyor. Bu nedenle içeride yakın zamanda yeni bir dalga daha yaşanabileceği ve içeride ve dışarıda köşeye sıkıştırılmış bir Türkiye’nin en yakın ittifak ülkesinin – Almanya’nın- taleplerini geri çeviremeyeceği savı önümüze getirilebilir. Bu öngörü es geçilemez, görmezden gelinemez.
  15. Tüm bunlar gerçekleşirken, Almanya’yı böyle bir stratejinin içerisine sürükleyen ve her şekilde bu restleşmeden karlı çıkacak olan üç ülke vardır ki bunları görmemek ve bunlar üzerinden strateji geliştirmemek tamamı ile yanlış olacaktır. Bu üç ülke tabi ki ABD, İsrail ve İngiltere’dir. Örn: ABD’de (Orlando) meydana gelen ve 50 kişinin ölümü ile sonuçlanan saldırı sonrası DAİŞ üzerinden Suriye’de ABD ve İsrail güdümlü bir PKK devletini kurabilmek için artık adımlar daha hızlı atılacaktır.

Yapılması Gerekenlere İlişkin Tespitler;

  1. AB ve ABD’de uluslararası sempozyumlar, paneller ve çeşitli bilimsel, entelektüel faaliyetlerle bu konuyu cesur bir şekilde tartışmalı ve bu konuda uzman lobicilerle çalışılmalıdır.
  2. Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü daha etkin ve organize çalışmalıdır.
  3. Sanat ve bilim camiası ve STK’larımız bu konuyu özenle, cesur adımlarla, sonuç odaklı ve bütünleşik bir koordinasyonla konu olarak işlemelidir.
  4. Bu konuda yüzlerce bilimsel makale, kitap, yayın, toplantı yapılmalı ve bunlar farklı dillere tercüme edilerek tüm dünyaya yayılmalıdır.
  5. Stratejilerimizi bir adım önde olacak şekilde savunma-yönetme ve hücum şeklinde oluşturmalı ve adımlarımızı buna göre atmalıyız.
  6. Büyükelçiliklerimiz ve STK’larımız dünyanın dört bir yanında sistematik olarak bu konu için lobicilik yapmalı ve bulundukları ülkelerde ki tüm faaliyetleri organize etmelidir.
  7. Hükümetimiz, düşünce kuruluşlarından stratejik olanlarına yurt dışında stratejik noktalarda bölge ofisleri kurdurmalı ve bu ofislerin ülke analizlerini düzenli olarak devlet ile paylaşmaları sağlanmalıdır. Ayrıca bu ofisler yıllara matuf planlarında koordine eden birimleri olarak hizmet etmelidir.
  8. Tüm bu gelişmelere verilecek en güzel strateji; içeride sağlam durup sürdürülebilir büyüme, sanayi ve kalkınma devrimi, enerji ve teknoloji de dışa bağımlılıktan kurtulma gibi pek çok konuda ilerleyişini devam ettirmek ve temel hak ve özgürlükleri yeniden düzenleyen, kendi kültürümüze, değerlerimize ve insan yapımıza uygun yeni bir anayasa ve başkanlık sisteminin çalışmalarını aralıksız sürdürmemiz gerekmektedir.

 

Hızlı İletişim

En kısa sürede cevap verilecektir.